Otobüsten önce minicik, yaşlı kadın indi.. İner inmez eğildi ve ayakkabısının bağcıklarını -dakikalarca uğraştıktan sonra- ancak bağlayabildi.
Sadece, birşeylerin garip gittiğini düşünerek seyrettim yaşlı kadını.. Koca otobüsün basamaklarının dibinde, hiiç acele etmeden yaptı işini ya, garip değil mi bu?
Otobüsün kapısına doğru elini uzattı.. Kocaman bi adamın elini tuttu, minicik kadın. Adam, o kadar yavaş indi ki basamakları, bekledi, sabretti.. Adam o kadar büyüktü ki, kadın daha da küçüldü sanki.
Elele tutuşmuş yaşlı bir çift! Aman ne ilginç fotoğraf!
Ama cidden sıradan değildi olay. Adamın, o minicik kadına tutunması.. Erkek sonuçta, güçlü.. Ama yok işte, kocaman adam, minicik kadına tutunarak yürüdü yol boyunca..
Yoo, duygusal bakmıyorum bu fotoğrafa.. Tam tersi, "Neyin ve kimin güçlü olduğunu" görmek için seyrettim.. Ama ben bilemedim cevabı. Güç erkekte mi? Kocaman bi erkek, minicik bi kadına yaslanır mı?
Yaslanır tabi.. AŞK öyle büyütür ki biz kadınları, kendimizden onlarca kat ağır yükü çekeriz omuzlarımızda. İster maddi, ister manevi, seçim size kalmış.. Her kadın, taşıyabildiği kadar yükü çeker.
Kadın, Tanrının yansımasıdır.. Doğurur, güç verir, güçlüdür ama en önemlisi AŞKtır kadın..
Ama erkek? O konuya hiç girmeyi düşünmüyorum, amacım kadın-erkek kavgası yapmak ta değil üstelik. Ya da belki başka bi zaman, başka bi fotoğraf analizinde de -erkeğin aşkını- değerlendiririm:)
Ekin -29,12,2010
28 Aralık 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder